Kayıtlar

Öne Çıkan Yayın

Bu daha fragman

Merhabalar, Güvenlikleştirme Durağı'na hoş geldiniz.  Ben Muhammed Furkan Küçükmeral, bilkent universitesi siyaset bilimi ve kamu yönetimi öğrencisiyim, Ben Onur Tuğrul Karabıçak, bilkent universitesi uluslararası ilişkiler öğrencisiyim Bu proğramda milyonlarca insanın hayatını etkileyen, çatışmaları ve göçleri tetikleyen,  Orta Doğu'da güvenlik  ve insan merkezli güvenlik anlayışlarını;  bu anlayışlara tarihsel, güncel ve kritik çerçevelerden bakarak, güvenlikleştirme literatürüne dayanarak sizlerle beraber anlamaya çalışacağız.

Devrim Horlu Söyleşisi

Özgeçmiş: Devrim Horlu  12 Mart 1988 yılında İstanbul’da dünyaya gelmiştir. Şiir ve öyküleri Varlık, Lirik, Akatalpa, Şiiri Özlüyorum, Güney, Adalya dergilerinde; Boşluk, Yoz ve Galapera fanzinlerinde yayımlanmıştır. “Gölgeler Çürürken” adlı dosyasıyla 2017 Yaşar Nabi Nayır Gençlik Ödülü’ne, “Boşluklara Doğru” adlı dosyasıyla 2018 Ali Rıza Ertan Şiir Ödülü’ne layık görülmüştür. (kidega.com) Sorular: En 1. Soru: Günümüzde şiirin kendine geniş yankılar bulabildiği bir kamusal alandan bahsetmek zor. Buna rağmen, kendinizi ifade etme aracı olarak neden şiiri seçtiniz? Şiir ve şairlik sabır gerektiren bir süreç diye biliyoruz, bu sabrı çekmenizdeki ana etken, sizi vazgeçirmeyen şey nedir? 1- Bir söyleşinizde " Kutsallaştırdığınız şey karşısında ezilirsiniz." diyorsunuz ve bu aslında klasik şair anlayışından oldukça uzakta bir söylem. Bizim bildiğimiz, "insan iddiasından vurulur" sözü Sezai Karakoç'a aitken, Sezai Karakoç'un kendisi bir iddianın peşinden koşan bir
Resim
Bu videoda Furkan Küçükmeral ve Onur Karabıçak, Ayasofya Camii'nin yeniden ibadete açılmasıyla birlikte gelecek kaygılarından nasıl kurtulduklarını anlatıyorlar. Bir iletişim ve kaynaklara ulaşma savaşını andıran Türkiye'de iktidarın gücü içine sönümlemesiyle birlikte bu kuyudan uzak kalan gençler, ülkenin içerisinde büyük kaygılarla savruluyor. Her türlü sorunuz ve tartışmanız için Twitter'dan bize ulaşabilirsiniz, görüşlerimiz kanalı değil, yalnızca bireyler olarak bizleri bağlar. Selam ve dua ile... (Cringe) M. Furkan Küçükmeral: Bilkent POLS, @furkhan69 Onur T. Karabıçak: Bilkent IR, @onurtugrulbey

Cehennemi göster bana

aldığın her nefesi uzat şimdi sevgilim, değerli taşların kağıtlara çevrilmediği sivri uçların değer kazandığı, cevapların sorusuz bırakıldığı günün sonunda nasıl ki pis bir dil uzanıyor boynuma Asılıyorum işte orada, orada görüyorsun eksik bir şeyler canımda Cehennemi göster bana Yana yana kül olmayı Sevilmeyi, üzülmeyi Göster bana Sıcak, sıcak, Bir simitçinin tepsisinden fırlamış gibi deliğiz Akşam tam olarak saat kaça denk gelir Hiç birbirimizi gömmemiş gibi deliyiz Geldiler, duydun sıcağı, Nefes aldığını biliyorlar, Geceleri saklayacağını Sıcak, sıcak, cehennem provası Cehennemi göster bana yana yana kül olmayı sevilmeyi, üzülmeyi Göster bana Biliyorum hiç tadamayacaksın bazı şeyleri bir trende bacağını yayabilmeyi Bak işte geliyorlar, ellerinde zincirler dikenli Odanın köşesinde asılı duran  Bedenimi görünce anlıyorum gözlerimiz şaşkın, yontulmuş bakışların Cehennemi göster yana yana  peki ya kurtuluş günlerine giden bir otobüs varsa bilet ayırdınız mı bana da  kafeste çıldırmış bi

FPA Notları

On another level, scholars of international relations are leaning towards either a policy or a processoriented analysis of foreign policy. A policy-oriented approach prioritizes explanations that most effectively explain choices of specific policies over others; where as the process-oriented approach puts a premium over the decision-making processes. As a result, policy-oriented analysis tends to deal with either the impact of the actors (the role of agency) or the structures in explaining foreign policy behavior. This marks a methodological confrontation between the so-called bottom-up vs. top-down notions. On the other hand, process-oriented analysis concentrates on the decision-making, and labors to include both structures and agency in its attempts of analyzing international relations. However, rather than taking an integrative approach this second school takes up a levels-of-analysis framework. Therefore, such an approach focuses on the interplay between the state-level and the sy
Parantezler içierisinde  hep atlanarak okunan çocuklarıyız Âdemin Bulutların hep karalarına çalan Denizin hep tuzunu yutan ve kitapların Köşelerini kıvırıp okuduğunu unutan Şehrin içinde paranteze alınmış bir yas yuvasıyım ben Alnımda bir beyazlık görmeyedursun, elimde para Yazıklanır fakirliğim, öfkeler yuha Âdemin en şehirli evladıyım ben, inancımı kaldırım taşlarının ezdiği toprağa gömmüş Ulu binaların göklerine tapan Günahkarları alıkoyuyorum yollarından Annelerin hiç oynamasına izin vermediği Zorla kaleye geçen evladıyım ben âdemin Topun soyulmuş yüzü bulanır çamura,  mesai saatleri birbirine girer beni görünce  telefonlar binbir gürültüyle homurdanır zam yoktur benim yüzümde, sigaram kalmamıştır Yaşlıların balkondan su döktükleri benim yüzümdür Benim yüzümdür metroda buruşan Her gün aynı saatte aynı gürültünün arasında kaynayan Benim dişlerimin ayrığıdır Ben yılanın sarıldığı denize düşen, tahta bankların söküldüğü zamanların Teferruatıyım sadece Geceleri beni örter şehir ve ulu

karantinada hayat

Resim
Yalancı uykudan uyandım. Yüzümü yıkamaya gitmeden odamın camını açmak yeni alışkanlıklarım arasında çoraplarımı giyeyim. Acaba çorapların sağı ve solu var mıdır? Ayakkabıların sağı ve solu farklı olduğu hâlde çorapların aynı olması çok garip. Yüzümü yıkarken yanaklardan ufak bir kilo analizi, kilo alınmış. Ellerimi kurularken acaba insanlar neden kurulanma ihtiyacı duyar, diye düşünüyorum. Havlu icat edilmeden önce de eller ve yüz kurulanır mıydı ki? Kahvaltıya geçilip sabah haberleri ve bugün günlerden acaba hangisi? Mustafa Uysal