Kayıtlar

Edgar Allen Poe- Catholic Hymn

A T  morn — at noon — at twilight dim — Maria! thou hast heard my hymn! In joy and wo — in good and ill — Mother of God, be with me still! When the Hours flew brightly by, And not a cloud obscured the sky, My soul, lest it should truant be, Thy grace did guide to thine and thee; Now, when storms of Fate o’ercast Darkly my Present and my Past, Let my Future radiant shine With sweet hopes of thee and thine! Çeviri: Katolik İlahi Sabahın, öğleyin ve alacakaranlıkta Ey Meryem! Bu duyduğun benim ilahim! Kederde ve neşede - hayırda ve şerde- Benimle ol ey Tanrının Anası. Saatler pırıl pırıl uçup gittiğinde Ve göğü karartan tek bir bulut kalmadığında Avare olmasın diye ruhum Sana doğrulttu beni rahmetin. Şimdi, feleğin fırtınaları karartınca bugünümü ve geçmişimi Senin ve malik olduklarının ümidiyle Eyleme, nurla ışısın yazgım. O.T.K

The Poem Of The Middle Earth

All that is gold does not glitter, Altın olan her şeyin yanmaz feri  Not all those who wander are lost; Kaybetmemiştir her gezgin yolunu The old that is strong does not wither, Kudretpenah ihtiyar solmaz kolay beri Deep roots are not reached by the frost. Derinlere uzananan kök atlatır donu From the ashes, a fire shall be woken, Küllerinden, bir ateş uyanacak yeniden A light from the shadows shall spring; Gölgelerin içinden bir ışık çakacak Renewed shall be blade that was broken, Kırılan kılıç dövülecek yine yitiğinden The crownless again shall be king. [1] Taçsız olan, kral olacak yeniden. J.R.R Tolkien Çeviri:O.T.K

Edgar Allen Poe

Sonnet- Slience There are some qualities—some incorporate things,    That have a double life, which thus is made A type of that twin entity which springs    From matter and light, evinced in solid and shade. There is a two-fold Silence —sea and shore—    Body and soul. One dwells in lonely places,    Newly with grass o’ergrown; some solemn graces, Some human memories and tearful lore, Render him terrorless: his name’s “No More.” He is the corporate Silence: dread him not!    No power hath he of evil in himself; But should some urgent fate (untimely lot!)    Bring thee to meet his shadow (nameless elf, That haunteth the lone regions where hath trod No foot of man,) commend thyself to God! Çeviri: Sessizlik Sonesi Bazı nitelikler vardır, katık edilmiş şeyler, İkili bir yaşamı haiz olan şeyler, katıda ve gölgede yansıyan maddeden ve ışıktan fışkıran bir nevidir bu ikili hüviyetten yapılan. İ...

Paths Of Unknown

Resim
Which path to go captain Surrounded all your around                Thoughts and fresh photos Knocked out, a bullet of memory and you're lying on the ground Two paths to go        A fairy tale even has been ended A battle in the middle of your chest Take a peace captain, have a rest You'd survived all the memories once and for all Only you know time is just a cycle turning like a bike come where you escaped from  not problem it was just a path, you know just like live or die, no more chance to hide Which path to go captain When will you go An impossible night and impossible mare choked on fortune your theet've been broken adn such kind    of an outbreak oh that's certainly a broken up A piece of grass and  a piece of wind  and a handful of time you got to swallow the bullet     an impossible bullet and a nightmare    togehter they're...

Kız Çocuğu

Resim
Kapıları çalan benim kapıları birer birer.   (I am the one knocking doors  the doors one by one.) Gözünüze görünemem göze görünmez ölüler. (I can't be seen by your eyes dead people aren't seen with eyes.) Hiroşima'da öleli oluyor bir on yıl kadar. (Dying in Hiroshima been about ten years.) Yedi yaşında bir kızım, büyümez ölü çocuklar. (I'm a seven year-old-girl, dead children don't grow.) Saçlarım tutuştu önce,   gözlerim yandı kavruldu.   (My hair aflamed first, than my eyes burnt.) Bir avuç kül oluverdim, külüm havaya savruldu. (a handful of ashes,  I turned into,  suddenly, My ashes were scattered around.) Benim sizden kendim için hiçbir şey istediğim yok.   (I don't want anything from you to do for me.) Şeker bile yiyemez ki kâat gibi yanan çocuk. (The child burning jıst like a paper, can not eat even sweet.) Çalıyorum kapınızı, teyze, amca, bir imza ver.   (I'm knocking your doors now, hey madam, hey sir ple...

Şehr-i Gri

Resim
Ve Ankara’ya yağmur yağmaya çalışırdı biz duramazdık Yollarda sıçrardık kendi paçalarımıza ve Çarkına sıçtığımız zaman dönerdi devran dönerdi alakargalar döner döner sert iklimlerin çocuğu yurduna ve göğüs kıllarımda hayat Bana Brütüs’ten ibaretti Ankara’ya yağmur yağardı ve biz ağlardık İçimiz ürperirdi korkardık koparır gibi zamanı ısırırdık kanatırdık zamanı İstanbul’da köprüler kopardı aman ne korkardık sevdiklerimize titrerdik tatlı sözlerle ve paralarla zelzeleler altında insan Belli bir isyana teşvik oluyor çünkü birden saçlarımız kızıla dönerdi üstüne titrerdik Ayasofya’da sevdiklerimizin Karadan yürütürdün beni sen Ankara ağlardı sensizlikten ne zaman tek başıma dönsem bozkıra Genceciktik taze Ankara’ya yağmur yağardı biz ağlardık ve Bir sebebi vardı yağmurun Bilemedim hiç Ki bilmek iliğidir bu gri yuvanın Gözlerimizi kapar kaybolurduk bir iklimde Bulutlara Bulutlara Haykıraraktan bulutlara Şehrimdeki ücra sokakların şehvetine Kon...

İsyan-ı Kadîm

Resim
Ve o kadar kullanıldı ki akıl, anneler çocuklarını okuldan almaya giderken yalnızca şefkatlerini aldılar yanlarına. Çocuklarının önüne geçsin istemiyorlardı çünkü aklın artık kendisiydi bu kadar ukala olan. Kullanıla kullanıla yıpranmış, yakası sararmış bir gömlek olmuştu akıl, kullanılmasına izin verilen kısmıyla. Ve kızardı anneler hükümete oysa gündelik hayattı onlara diktasını dayatan. Ve bu akıl ukalaydı: Grinin hem siyahı hem de beyazı bilip ikisine de ait olmayışından gelen bir ukalalıktı bu. Aklın rengi artık griydi, bir nevi metal rengi. En sonunda okuldan alınan yeni akıl küplerine yalnızca akıllarını teslim etmeleri gerektiği sunuldu. Yani akıl ukaladır, onun kaplaması yırtılmış süngeri eskimiş koltuğa benzeyen hegemonyasını okşayın ki kimseyle başınız derde girmesin. Kalbinizi | asla | yanınızda | bulundurmayınız | dendi. Oysa akıl, babaların saçlarını döken banka faizlerinin bir müzik gibi bangır bangır çalındığı caddelerde zaten çirkindi ve kalp kurumuş b...